Bülten 26: Her şeyi bilmenin anlamı var mı? Kural şu: Aldığınız notun yanına kendinizden bir cümle yazamıyorsanız, o bilgi size yeterince anlamlı gelmemiş demektir. Atın gitsin. Lazım olursa zaten bulursunuz.
Kişisel Bilgi Yönetimi: Araç mı amaç mı? Bilgi ile olan ilişkimi tarif etmem gerekse “inişli çıkışlı” olarak ifade ederim. Yıllardır not alıyorum, yaklaşık üç yıldır da adına bilgi dediğimiz bu ilginç kavramın hayatımdaki yerini tarif edip faydalı hale getirmeye çalışıyorum. Önceleri tarife gerek olmayacak kadar jenerik bir olguydu. Sonra tersi oldu, bilgiyi nasıl ve ne amaçla kullandığımı
Obsidian ile araştırmak ve yazmak Kişisel Bilgi Yönetimi kavramını hayatıma aldığım günden beri çok şey değişti. Öncelikle daha çok düşünüp yazıyorum. Beklediğim ama çok da umutlu olmadığım bir gelişme idi, hoş bir sürpriz oldu. İkinci büyük değişiklik sürekli bir organizasyon çabası ve sadeleşme gayreti. Özellikle neyi saklayıp neyi atacağım hakkında titizleştim; “lazım olur” deyip sakladığım
Obsidian ve bağlantılı notlar yaklaşımı Bu tür yazılımların bize sağladığı notları birbiri ile ilişkilendirme imkanı bana göre bir zanaat. Yani nasıl yapacağınız, ne amaçla kullanacağınız karar vereceğiniz, size özgü stilin oluşması için emek harcayacağınız bir süreç.
Bilgi ne işe yarar? Bir süredir Kişisel Bilgi Yönetimi (kısaca KBY) adını verdiğim kavram üzerine düşünüyor, araştırıyor, kendimce uyguluyor ve ve hakkında yazıyorum. İngilizce adıyla Personal Knowledge Management (PKM) olarak anılan bu kavram üzerine çalıştıkça, bireyin üretken olabilmek için sahip olabileceği önemli araçlardan biri olduğunu fark ediyorum; bilginin kendisinden daha önemli bir araç. Bilgiyi
Bilgiyi Dizginlemek Bu ara nereye baksam teknolojinin hayatımızdan götürdükleri anlatılıyor: Kafamızı akıllı telefonumuzdan kaldıramama, sosyalleş(e)meme, yalnızlaşma, aşırı yoğun olma hali ve bundan kaynaklanan ruhsal sorunlar. Doğru; internet odaklı hayat başta samimi ve yüzyüze iletişim olmak üzere bir çok şeyi elimizden aldı. Peki aynı bağlamda verdikleri olmadı mı? Bugün bu konuda,
Not alma ve Zettelkasten Üzerine Yapmaya çalıştığımız aslında varolan bilgiyi organize etmek, edinmekte olduğumuz yeni bilgiyi bu sistemin içine, eskisiyle uyumlu ve bağlantılı biçimde dahil etmek, zamanla gelişen bilgi dağarcığımızın yaşayan, dinamik ve kolay erişilebilir bir yapıya sahip olmasını sağlamak.
Notlarının içinde kaybolan adam Yıl (muhtemelen) 1991, 23 yaşındayım. Bilgisayarların sadece üniversitelerde bulunduğu, hayatımızdaki yerinin okuldaki bilgisayar laboratuvarında ödev yapmakla kısıtlı olduğu günler. Benim de okulla pek ilişkim olmadığı için bilgisayarlar hakkında pek bilgim yok; o zamanlar aklım fikrim otomobiller ve özellikle de motorasporlarında. Bir akşam arkadaşlarımla Ankara Otomobil Sporları Kulübü lokalinde laflıyoruz. O